google-site-verification: google1c8961f705f094a6.html
Yazı Detayı
06 Nisan 2021 - Salı 10:43 Bu yazı 321 kez okundu
 
İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU BULMAK
Seliz ARAY
selizzarayy@gmail.com
 
 

İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU BULMAK

Ben hep geçmişi özleyen bir insanım sanırım. Yani hep çocukluğumu, çocukluğumda yaptıklarımı ve düşünce yapımı bile özlüyorum.

Çocukken her şey çok güzel değil miydi? Arkadaşlarınla saklambaç ya da yakar top oynamak, bebeklerle ya da arabalarla oynamak… Hafta sonları erken uyanarak televizyonda çizgi filmleri izlemek ne kadar da keyifli değil miydi? Düşünüyorum da bayramlarda ve yılbaşlarında nasıl da heyecan olurdu içimde. Bayramlarda hep yeni kıyafetler ve ayakkabılar alınırdı. Bayram sabahları erkenden kalkar, kahvaltılar yapılır ve büyüklerimizin ziyaretine giderdik. Bir dünya tatlı ve yemek yiyerek harçlıklarımızı toplar eve gelirdik. Küsler barışır, ailece yemekler yenirdi. Şimdiki bayramlar öyle mi? Ben bayram olduğunu bile anlamıyorum artık. Sıradan normal bir gün gibi. Eski heyecanlardan eser yok. Hele ki zamane gençleri bayramları artık sadece tatil ve arkadaşlarla gezme olarak görüyor. Ne kadar acı verici bir durum aslında. Küsler barışmıyor, ailece yemekler yenmiyor, yeni kıyafetler alınmıyor. Bunlara şaşırmamak lazım aslında. Eskiden büyüklere saygı duyulurdu, küçüklere iyi davranılırdı, alttan alınırdı. Şimdi ne saygı kaldı ne de sevgi kaldı insanlarda. Herkes en çok “ben” der oldu. Bencillik çoğaldıkça yalnızlaştı insanlar. Mutsuzluklar arttı paylaşımlar azaldıkça hiçbir şeyin önemi kalmadı. 

     Yılbaşı günü evde hep bir kargaşa telaş olurdu. Akran olan komşular toplanırdı bizim evde. Anneler gündüzden akşam için hazırlıklara başlardı. Yemekler yapılır süslemeler halledilirdi. Erkekler alışveriş yapar milli piyango bileti alırdı. Zaten o gün televizyonda hep eğlence programları olurdu. Herkes birbirine hediye alırdı. Benim ailem bana bir hafta öncesinden hediye almaya başlardı. Çocukluğumda Noel Baba inancım tamdı. Ailem de bunun için hep hediyelerimi saklardı. Yılbaşı günü ben evin her tarafını arardım ve bir sürü hediye bulurdum. Noel Baba’nın getirdiği hediyeleri. Akşam herkes bir sofrada oturur yemek yerdi, tombala oynanırdı. Sonra geriye doğru bağırarak sayılır, sarılmalar ve çığlıklarla karşılardık yeni yılı. Hep bir umut, hep bir coşkuyla. Şimdilerde ise bu heyecan bile kalmadı insanlarda. Mesela ben iki yıldır saatin on ikiyi geçmesini bile zor bekliyorum. Bunların dışında televizyonda zaten diziler bile yayınlanmaya devam ediyor, eskisi gibi her kanalda eğlence programı bile olmuyor.

     Zaten Noel Baba’nın gerçek olmadığını öğrendiğimde büyüdüm ben. Yıllarca hep varlığına inandığım ki zaten dediğim gibi evin her köşesine hediye bırakan birinin aslında olmadığını öğrenmek gerçekten büyük hayal kırıklığı olmuştu benim için. Zaten sonrasında gerçek dünya ile biraz daha yüzleşmeye başlıyorsun. Çocukken düşündüklerinin keşke hepsini yazmış olsaydın da şimdi okusaydın diyorum ben herkese. Ben ortaokuldan itibaren günlük tutmaya başlamıştım. Geçenlerde elime geçti o günlüklerimden bazıları. Bulduğum günlüğüm 2002 yılına aitti. Bundan tam 19 yıl öncesine. Biraz göz gezdirdim onlara, karnıma ağrılar girdi ilk başta ama sonra içimi bir hüzün kapladı. Öyle şeylere üzülmüşüm ki... Ağlamışım mesela, ama şimdi çok gereksiz olduğunu düşünüyorum. O zaman yaralamış beni, canımı yakmış. İşte o zamanlar gibi her şey gün geçtikçe değişiyor.

      Çocukken ben yağmur yağdığında Allah ağlıyor zannederdim. Saflığa bakar mısınız? Bulutlardan şekiller çıkarır ve onlarla hayaller kurardım. Şimdilerde hayal bile kurmuyorum belki de. Günlük kargaşaya öyle kaptırıyoruz ki kendimizi, kafamızı kaldıramıyoruz. Kaçınız gün içinde bulutlara bakarak onları seyrediyor? Ya da kaçınız bahar mevsiminde yolda yürürken çiçeklerin kokusunu tamamen içine çekiyor? Yağmur yağarken kafanızı kaldırıp yağmur damlalarını yüzünüzde htiniz mi? Yoksa yağmur yağıyor diye koşarak gideceğiniz yere mi gitmeye çalıştınız?

     Kaçırıyoruz hayatı bu koşturmacada. Hayal kurmuyoruz, etrafımıza bakmıyoruz. Saçmalamıyoruz bile. Bizler büyüdük evet ama içimizde her zaman çocuk bir tarafımız kalmalı bence. Hayata hep umutla bakan, hayatı hep çocuk neşesinde yaşayan... Mesela dondurma almak için ağlayan, çizgi film izlemeyi seven, karanlıktan korkan, sevmediği yemek olunca türlü bahaneler bulan bir çocuk kalmalı içimizde. Gözleri parlayan, sevdiği şeyler uğruna savaşmaktan korkmayan, öğrenmeye meraklı ve sevdiklerine kıyamayan bir çocuk olmalı içimizde, merhametini ve inancını kaybetmemiş bir çocuk…

     Haydi, bugün bir dönüm noktası olsun bizler için. Hepimiz çocuklukta yaptığımız ve sevdiğimiz şeyleri düşünelim. Hayallerimizi düşünelim. Sonra kendimizi o zamanlarda gibi düşünerek bakalım içimizde neler hissediyoruz. İçimizdeki çocuk aslında ne yapmak istiyor. Bu hayat çok kısa ve zaman o kadar hızlı geçiyor ki, kaybedecek bir anımız bile yok. Bak dün geçti, bugün de geçiyor. Tekrarı yok bunların bir daha. Umutlarımızı, çocukluğumuzu yani kısaca kendimizi bulalım yeniden…

    Umutla ve sevgiyle…

 
Etiketler: İÇİMİZDEKİ, ÇOCUĞU, BULMAK,
Yorumlar
Haber Yazılımı http://go.onclasrv.com/afu.php?zoneid=1665937